Mahalle Hafızası

Mamak sokaklarından, gecekondulardan ve kişisel arşivlerden süzülen fotoğraflar, video tanıklıkları ve sözlü tarih anlatıları akışı.

Tüm Akış Dün ve Bugün (11) Gündelik Pratikler (2) İnsanlar ve Anlatılar (5) Katılımcı Fotoğrafları (14) Mahallenin Sesleri ve Videoları (2) Mekânlar (13)
T
Tuncay T.
📍 Tepecik Mahallesi

İğde Dalları

İğde Dalları
Akşam başka gündüz başka gece başka güzel mahallelerimiz...
Mahallemizdeki iğde çiçeklerinin kokularını özledim... Kendime benzetirim bazan iğde dallarını, ne bir ağaç olmuş ne de dünyasından vazgeçmiş kendi halinde çalı..

“Ah çocukluğumdaki iğde dalları… Hani bir ukte vardır ya hep yüreğini acıtan bir kenarda. Bazan benzerini her gördüğünde aklına gelip gözyaşlarının baskı yaptığı göz kapaklarının muhalefeti…”

Hani duygu yüklü kervan gibi geçtiği yerlerde bir anı bırakan. Bir nefesinde aklına gelen o anların. “Mahallemizdeki iğde çiçeklerinin kokularını özledim,”

Hani şu dikeni elimize batsa bile inat değil mi! Olmamış iğdeleri yutkuna yutkuna yediğimiz çalı… İğde, baharın en güzel en romantik bitkisiydi sanki, dallarından koparıp bir bardağı vazo niyetine kullanmak. Dalının en düz olanını bulup kırmak gövdesinden, annemize yün çubuğu olsun diye. Bahçe çitlerimiz mi vardı eskiden iğdeler varken?

Baharda başka surette, yazın başka, sonbaharda başka, kış da başka güzeldi. Siz hiç iğde dallarının üzerine birikmiş karı seyrettiniz mi? Yazın mahzun duruşuyla izlerken sizi okul yollarında… Sonbaharda kızarmış, dışı kabuk içi yün yumağı, sanki pamuk şekeri depiştirmişler içine… Sonbahara doğru kırık leblebi ve iğde dolu heybesiyle, elinde bir çuval, mahalle mahalle gezen; lastik, naylon, bakır vs. alıp birer avuç verdiğinde nasıl mutlu olurduk. Ama o iğdelerin de tadı başka gibiydi!

Hiç taze iğde dalından düdük yaptığınız oldu mu? Yapamayınca yeşil soğandan yapardık, hatta soğan erkeği vardır ya uzunca, kartlaşmış başında bir topuz tohumu olan. Onunla yapardık ya, zarı ile gövdesine başparmağımızla bir mesafe açıp, dudaklarımız yanarak öttürdüğümüz.

İğde dalları… Taşlardan eğreti örülmüş duvarların süsü… Yaprağının ön yüzü yeşil, arkası beyazlar içinde bir gelin gibi kahverengi çakıl taşlarının üzerinde… Arsız bir karakteriyle aşka inat eden…

“Kendime benzetirim bazan iğde dallarını, ne bir ağaç olmuş ne de dünyasından vazgeçmiş kendi halinde çalı.. Herkes bilmez aromasını, bilenler sevmez hanımelinden öte yanını.. Yaşlanır ama yaşlandığını bilmez anadolu insanı gibi.. Hep zinde, her bahar aynı heyecanla bakar dünyaya.. Mahallemin iğde dalları,..! şimdi unuttunuz değilmi çocuk seslerini,! Özlüyorsunuz değilmi elinden bir damla kan çıkardığın o heyecanları..!”

Neden mi yazdım biliyor musunuz bunu? Dün apartman aralığında kalmış bir iğde kokusu aldım. Gittim oturdum en yakın yerine, çektim içime ciğerlerimin, değil çocukluğumun en köşesine… Yalnız çocukluğum görünmüyordu hayallerimde! Sakalım, izin vermedi yanağımdan aşağı süzülen gözyaşlarımı silmeme…

Olsun ben gene de yüzümü ovuşturdum, mazideki bir müziği kulaklığımda çınlayarak dinlerken, gittim ama geri geldim dakikalar içerisinde.. Gözümü açtığımda gökyüzü yoktu. Ama gelişim çok hızlı oldu gidişimden daha çok.. Çünkü bir araç gürültüsü, bir serzenişli çığlık, bir sarhoş narası, bir sevgilisiyle tartışan genç, kulaklığından konuştuğu sevdiğine, etrafından habersiz duyguları yitmiş, hayalleri kısıtları ile o genç…!

T
Tuncay T.
📍 Tepecik, Dostlar ve Köstence Vadisi

Aynı Gözlerle Baktım Manzaraya: Gecekondulardan Kalan Ağaçlar

Aynı Gözlerle Baktım Manzaraya: Gecekondulardan Kalan Ağaçlar
Aynı gözlerle baktım manzaraya... Yapılan evler yok artık ama o ağaçlar hala dimdik direniyor.
Bak resime şimdi tekrar be kardeş. Yapılan evler yok artık, umutlar gibi hepsi yerle bir. Ama o ağaçlar hala dimdik, bakımsız olsalar da direniyorlar, baş kaldırıyorlar şehrin betonlaşmasına...

Aynı gözlerle baktım manzaraya geçen gün. O zaman küçüktüm, umutlarım büyüktü.

İlk defa bir ev yapmıştık, bir gecekondu. Kocaman bir bahçesi. Babam ağaçlarla donatmıştı her karışını bahçenin. Çevremizde fazla ev yoktu, bir kaç komşumuz vardı. Vadiden Ankara’ya bakıyordu penceremiz. Geceleri zifiri karanlıktı. Bir kaç yerde ateş böceklerinin ışıltısı, cır cır böceklerinin sesi, arada bir baykuş çığlığı.

Yan tarafımızda koca bir kaya vardı, üzeri düz. Hava kararınca bazen o kayanın üzerine sırt üstü yatar, gökyüzüne bakardım. O kadar berrak tertemizdi ki yıldızlar… Büyük Ayı, Küçük Ayı, Kutup Yıldızı, Samanyolu o kadar net ve tertemiz görünüyordu. Hayaller kurardım ellerim başımın altında.

Taa uzaklarda şehir var evet, ama kısık sokak lambaları sadece dibini aydınlatıyor. Yavaş yavaş kalabalıklaşıyordu mahallem sonra. Her boşlukta bir ev yapılıyor. Ev yapılınca ilk iş ağaçlar dikilirdi. Bahçe yapılır, sebzeler ekilir. Bahar geldi mi her yer yemyeşil cıvıl cıvıl.

“Bak resme şimdi tekrar be kardeş. Yapılan evler yok artık, umutlar gibi hepsi yerle bir. Ama o ağaçlar hala dimdik, bakımsız olsalar da direniyorlar, baş kaldırıyorlar şehrin betonlaşmasına… Oradaki ağaçlar gibi, tek tek gidiyor mahalleden de dünyadan da komşular; amcaları, teyzeleri, anneleri, babaları veeee sıra bizim kuşağa geldi sanırım, göç eyliyorlar birer birer arkadaşlarımız.”

Bir daha bakın resme: Sağ taraf Dostlar mahallesi, sol taraf Tepecik. Tam karşısı Köstence mahallesi… Sinemayı görebiliyor musunuz bilmem ama hayal edin tam da ortada! Çoraklık’tan Araplar, Üreğil, Topkaya…

Bak tren sesi geliyor uzaklardan. Sabahın ilk ışıklarında telaşla kalkan babalarımıza sesleniyor sanki…

ŞİMDİ GÖZLER YAŞLI VE UMUTSUZ BAKIYOR GAYRİ.

T
Tuncay T.
📍 Tepecik Mahallesi

Yarım Asır Sonra Mahalledeki Evime Dönüş

Yarım Asır Sonra Mahalledeki Evime Dönüş
Aynı gözlerle baktım manzaraya... Yapılan evler yok artık ama o ağaçlar hala dimdik direniyor.
4 yaşında geldiğim mahalleme veda etmediğimden belliydi yarım asırdır buralara geleceğim. Gene yeşertecem, gene kapımın önünde oturup hayallerimi kovalayacağım huzur içinde.

“Ve uzun süre yaşadığım mahallem,
Ve özlemle yâd ettiğim evim,
Ve çocukluk günlerimi gençlik yıllarıma bağlayan, yokuş yokuş yokuşlar.
Ve yalnızlığımı hayallerime gömdüğüm bahçem, ağaçlarım, dallarım…”

Ve işte geldim tekrar mahalledeki evime. Viran olmuş, dağılmış ama ilk heyecanım gibi yapmaya koyuldum şimdi. Burada kalıyorum.

Daha sessiz, daha karanlık, daha serin ama içime verdiği huzurla aydınlanıyor, ısınıyor ve sessizliği kendim bozuyorum. Tek tük evler, uzaktaki ışıkların göz kırpışları, gece kuşunun sesi, esen rüzgarla kıpırdayan yaprakların sesi.

Gene yeşerteceğim, gene kapımın önünde oturup hayallerimi kovalayacağım huzur içinde. 4 yaşında geldiğim mahalleme veda etmediğimden belliydi yarım asırdır buralara geleceğim.

Umutları kovalamak lazım nasip olsun diye.
Duyguları taze tutmak lazım sevgi dolsun diye.
Huzuru aramak lazım vakti gelsin diye.

Buyurun gelin bahçemde bir çay içelim dostlar. Yâd edelim, hatırlayalım, hatıralarımızı paylaşalım. Sevgiyle kalın.

T
Tuncay T.
📍 Mamak Tepecik & Dostlar

Mahallemiz: Koca Bir Dünyanın Kocaman Ailesi

Mahallemiz: Koca Bir Dünyanın Kocaman Ailesi
Akşam başka gündüz başka gece başka güzel mahallelerimiz...
Bizler aynı çeşmeden su içip aynı yolları yürüyüp aynı havayı teneffüs edenler düşman olmadık.. Kardeşliği hala çocuklarımıza anlatmanın mutluluğu var yüreklerde.

Mahallemiz… Çok geniş bir mozaik, koca bir dünyanın kocaman ailesi gibi…

Her dönemde her olayı içinde barındıran koca bir dünya… Hemen her ilden vatandaşın bulunduğu; Alevisi, Sünnisi, Lazı, Çerkezi, Kürdü, Türkü, sağcısı, solcusu, dindarı, ateisti, ülkücüsü, komünisti…

Kimsenin kimseye bir zararı olmadan yaşayıp giden koca bir aile gibi… Ve şu an duyguların hepsinin birleştiği bir noktada burada bulunan, burayı okuyan sizler… Cansınız, canansınız.

Dış etkenlerin tesirinde birçok olay oldu mahallemizde… O hepimizin kınadığı günleri de yaşadık… Kardeşin kardeşi vurduğunu, izli mermilerin dansını, patlayan bombaların sesini… Fakat gün geldi ki sarılması da bilindi…

“Dostluğun, vefanın zamanla pekiştiği anları da gördük… Kavga edip karakola gidip kol kola çıkan komşularımız… Bizler aynı çeşmeden su içip aynı yolları yürüyüp aynı havayı teneffüs edenler düşman olmadık.. Kardeşliği hala çocuklarımıza anlatmanın mutluluğu var yüreklerde. “Yaşanan acılar tatlı anılara dönüşür” mantığı ile beraberiz..”

Aynı okulun sıralarında oturan ve aynı öğretmenin dersini dinleyen insanlar nasıl düşman olur… SİZLER CANSINIZ.