Toplumsal haklar, herkesin insanlık onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmesinin temel koşuludur. Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sosyal güvenliğe, enerjiden barınmaya kadar bu haklar, toplumun ortak yaşamının güvenceleridir. Ancak yıllardır kamusal olanın piyasaya açılması, bu hakların giderek birer alınıp satılan hizmete dönüştürülmesiyle karşı karşıyayız. Parası olanın daha iyi eğitim alabildiği, sağlık hizmetine daha kolay ulaşabildiği, ulaşımın ve enerjinin faturalar üzerinden ağır bir yüke dönüştüğü bir düzende, hak olmaktan çıkarılan her şey bir başka eşitsizliğin kaynağı haline geliyor. Barınma hakkı da bu dönüşümün en yakıcı başlıklarından biri. Oysa barınmak yalnızca dört duvar arasında yaşamak değildir. Güvenli, sağlıklı ve insanca bir evde yaşamak; mahallesinden, komşularından, kültüründen ve yaşam alanından koparılmadan hayatını sürdürebilmek herkesin temel hakkıdır. Ev, bir yatırım aracına; konut, bir rant alanına; mahalleler ise kâr hesaplarının konusu haline getirildiğinde, milyonlarca insan için barınma giderek erişilmesi güç bir meseleye dönüşüyor. Artan kiralar, güvencesiz konutlar, kentsel dönüşüm ve yerinden edilme tehdidi, barınma hakkını bugün en temel toplumsal mücadele alanlarından biri haline getiriyor.
Mahalleler, Direniş ve Halkevleri
Bu topraklarda insanlar bu düzene karşı yalnızca itiraz etmedi; haklarını birlikte savundu, mahallelerinde örgütlendi ve direndi. Ankara’nın her mahallesinde yürütülen barınma hakkı mücadeleleri, insanların yaşadıkları yerlere ve yaşamlarına sahip çıkmasının önemli örneklerini oluşturdu. Bu mücadelelerde evlerin, sokakların ve mahallelerin yalnızca fiziksel mekânlar olmadığı; insanların emeğiyle, dayanışmasıyla ve ortak hafızasıyla var olduğu bir kez daha görüldü. Dikmen’den Mamak’a, Keçiören’den Ankara’nın farklı mahallelerine uzanan bu deneyimler, “evimize, mahallemize ve yaşamımıza sahip çıkıyoruz” diyenlerin ortak hikâyesinin parçalarıdır. Tam da bu noktada halkın hakları mücadelesiyle barınma hakkına çatı olan Halkevleri‘nin özel bir yeri var. Halkevleri, uzun yıllardır toplumsal hakların savunulması ve mahallelerde örgütlenen hak mücadelelerini büyütüyor. Barınma hakkı için yürütülen mücadelelerde, kentsel dönüşümün ve rant politikalarının karşısında halkın söz ve karar hakkını savundu; evine, mahallesine ve kentine sahip çıkanların yanında yer aldı.
Hafıza Mücadelenin Parçasıdır
Bugün bu siteyi, yalnızca geçmişte yaşananları anlatmak için değil, mahallelerin ve direnişlerin hafızasını canlı tutmak için yayına alıyoruz. Dikmen’in, Mamak’ın, Keçiören’in ve daha pek çok mahallenin barınma hakkı mücadelesinde biriken deneyimlerin, tanıklıkların, belgelerin ve hikâyelerin kaybolmamasını istiyoruz. Çünkü hafıza, mücadelenin bir parçasıdır. Bu site, evine ve mahallesine sahip çıkanların sesini, deneyimini ve direnişini bir araya getirmek; barınma hakkı mücadelesinin hafızasını geleceğe taşımak için vardır.